eccrinè

psikolojik güzergâhım...

Perşembe, Kasım 24, 2011

her yanımız kelime,

her his başka bir kelime,

ama içini ısıtacak kelime dökülür mü ağızdan

ya da aynı kelime midir kalplerimizi ısıtan!

işte onu bilebilmek esas olan,

ortak kelimemizi bulana kadar yok olacağım.

varlık içinde yokluk…

Cuma, Ağustos 19, 2011

bir zamanlar Amerika'ya gitmiştin, bu sayfaya baktığında bunu da hatırla Amerikan rüyasının göte girmesi, hiç para kazanamamak ağlamak!!!!

Çarşamba, Haziran 22, 2011

Sessizliği dinliyorum, sessizliğimi... İçimdeki sessizlik beni ürkütüyor oysa çevremde her gün hayat yenileniyor, içine düşen taşın sesini kendi gürültüsüne katıp çağlamaya devam eden bir nehir gibi! Annem, babam ellerini eteklerini çekmedi ama ben çıplak hissediyorum, ayaklarım küçülüyor bu hayat karşısında çok çelimsizim bu ilk adımlar... düşecekmiş gibi!
Sessizlik dinlenir mi?
Mezun olmakla iyi mi yaptım??
Öğrencilik sen ne büyük nimetmişsin, herşeye karşı bir kalkan! Büyümek istemedim ben ya masumiyetimi kaybedersem!!!

Pazartesi, Ocak 31, 2011

içimden senin için geçen tüm duygular, tüm bu notalar besteler başka bir erkeğe armağan ediliyor...
mecburum ve buna sen mecbur bıraktın beni! durumun bu olması gidişinden daha çok yakan canımı!!!

Cuma, Ocak 28, 2011

Sabrı öğütler zaman, oysa odur durmayan! Ben beklerim de zaman beklemez ki beni!
İyisi mi sen kalk,
geç karşıma,
dön, gel yavaşça...
demişti pinhani bir zamanlar, o günler de geçmiş gitmiş..

Çığlık limanıydı donmuş simalarının suyun yüzüne doluştuğu,
adı bu ya çığlık limanı, seslendim...
asırlar çığlıklarımı bastırdı,
zaman kendini yitirdi, bense sesimi...
bir tek güzelliğindi zamanın ötesine geçip donmuş simamda gözlerimi parlatan....

bir kardelenim bense,
çığlığınla düşen çığa inat kendince sonsuz olan beyazlığını deşip geçmeye cesaretli...
sağırlık belki korkudan, belki soğuk taşa yatırılmış umutlardan!
sağırlık ama duymaya aç..

yazıp yazıp siliyorum, düşünüp düşünüp unuttuğum gibi...
bu aldanmış yüreğin sancısı, dile(sadece yüreğin kendisine ya da ruha) değil de kaleme değse kor olan sadece kendinin olmadığı şahit bulunurdu belki..
belki...

gözlerim uykuya hasret,
bak gece dönüyor sabaha,
güneşlerimin ömrü kısa,
ruhum hatıralara çivilenmiş,
kurtuluşum olur mu gelişin ya da düşer miyim rüyalarına...
ah bir gelsen gecelerime sultan olsan, dünyadaki cennetim...

müjdeyi veren kalp olsun,
ben geldim değil, sana bir sen getirdim desin o bal dudaklar..
belki gözde yeşil yok ama ruhu ömre zümrüt yeşilini serpmeye kadir,
saçları cennete uzanan merdiven olsun..
Aşk-ı siyah matem katar geceye, sana Leyl'in yıldızlarını getirdim unutsun izanın kederi..

ayın yüzü yaralıdır, bir avuntu olmak kanatır yaralarını...

Sadakat, hiçliğin içinden gelen ilan-ı aşk

bekçi saniyelere emanet ettim seni , sabır dolu saatlerin olsun diye..
kapkara koridorlardan geçtim, zifiri gördüm, soğuğu içime işledi, kabuslarım oldu duvarların sessizliği sensizliğimde ama yine de geldim vakt-i saatinde...

Düşüyorum,
öyle bir düşmek ki, yokluğun yerle aramda olan şeyleri birer birer yıkıyor..
Gözlerimde canlanan her zerrenle yükseldiğimi sanıyorum ki, hani yerler, gökler beraber anılır ya ben de seninle anılırım sanıyorum bir an..
Sonra koca koca yalanlarımın girdabında buluyorum kendimi, bırak beraber olmayı aramıza nice putlar sokmuşuz adı yokluğun olan...

Cuma, Ekim 29, 2010

ben bir prizmayım, hayatsa yansıttığım renklerden ibaret...
yeşilim huzurdur benim,
morum hüzün,
beyazımda çocuk masumiyetimi görürsün,
siyahımda en derin matemimi,
toz pembedir seni bekleyişim, engin maviliklerdir bana gelişin...
ben bir prizmayım doğru açıyla bakarsan renk kartelamın tonları amaden olur...
bakmasını bilirsen dünya rengarenk olur....

yıllar önce birilerine söylenen bu sözler yeniden zuhur buldu birden, başka yüklemlerle...
hayat ne garip!

Cumartesi, Ağustos 14, 2010

işimden şehirler geçiyor diyor ya bir şarkının sözleri aynen o moddayım :(
içimden şehirler geçiyor ve ben hiç bir yere sığamıyorum...