eccrinè

psikolojik güzergâhım...

Perşembe, Temmuz 31, 2008

Öylesine düşündürücü...

tel tel dökülen zihinden zaman,
cinayetine doğru gizlenir kıyamet satırları...
ihtiyar tuzaklarda bu öfke olmasaydı,
aşk, müsvedelerle kurutulan siyah bir boşluk olarak kalırdı...

Muharrem Yaman /31.07.08

Canım muyom, bu bu yazıyı bana yazmış. halimi görmüş kederimle kederlenmiş... benim için çok anlamlı, yalnız olmadığını bilmek kadar güzel başka ne olabilir ki, derdim dertleri, sevincim sevinçleri... Canım benim hayırlısıyla git ve sapasağlam dön inşallah mehmetçik de oluyorsun be inşallah damatlığınla da görecem seni...

Salı, Temmuz 29, 2008

Aşklarım vardır benim ne beni, ne de hüzünler denizini anlatır...

Pazar, Temmuz 27, 2008

kahkaha

İnsan nefes almaya da üşeniyorsa bir sıkıntı vardır.
Sıkıntı olduğunu anlamak için tabi ki nefes almaya üşenme durumunu görmek gerekmiyor.
İnsan görüyor, görmüyor da aynı zamanda. Yani görerek görmeme durumu vardır. Hep iki şey hep iki şey, bu ikilik de ayrı bir sıkıntı. Yine garip olan, bazen tekleyebilmek için de ikilik gerekiyor. Neyse…

Neyse…

Düşünmezsek, nefes almaktan da üşenmeyiz, kendi halinde olur o… kendi halinde …

lao...

Bu yazı lao'dan bu aralar yaşamaya üşendiğimi hissediyorum. Sıkıntıııı.... Bu ikilik apayrı bir sıkıntı, artık teklik gerekiyor.
Yoruldum...
Ciddi anlamda yoruldum...
Hiçbirşey istemiyorum...
Seni bile,
Düşünmek istemiyorum, git artık!

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Oh bee

sabah uyandım baktım bir çevreme
herşey dün gece bıraktığım yerde
anlamı yok herşey düzenli olsa bile
sevgilimin resmi bana bakmıyor yine
anladım bugün yalnızım tek başıma
çıkar dolaşırım sakin kafam
bir oraya bir buraya eski dostlara
özlemişim eskilerden bir hava

çünkü çok güzelll çok çok çok güzelll yalnız dolaşmak
çünkü çok güzelll çok çok çok güzelll yanımda sen olmayıncaaaaaaaaa

güneş battı çaresiz döndüm eve
sensiz farketmez ne gündüz ne gece

Kargo - Yanımda Sen Olmayınca

Cuma, Temmuz 25, 2008

Mazide kalmış izler nasıl bulunur yeniden? Nasıl devam edersiniz artık yüreğinizde geri dönüşü olmadığını anlamaya başlayınca... Zamanın merhem olamayacağı yaralar vardır! Hele bazısı çok derindir ve izi kalır...

Perşembe, Temmuz 10, 2008

Bugün "sevgi azalır mı?" diye sordum küçük tanrıçama...

İlk verdiği cevap tedirgin bir ifadeyle;

-Niye ki kime sevgin azaldı ki senin? oldu.

-Hiç öylesine sordum...

-Bilmem davranışlarına bağlı herhalde beni üzseydi azalırdı. Biliyorsun çok inatçıyım. (Derken aklı sorunun kaynağındaydı...)

Sonra;

-Hlm'yi diyorsan, çok yanlış yapıyor. Bizimleyken erkek arkadaşıyla ilgilenmemeli!

-Aşık! diyerek konuyu kapattım.

Bir türlü doğruyu söyleyemedim. İlk defa yalan attım ona. Bunun suçlusu o değildi, zamandı, hayatın önümüze getirdikleriydi, bunun suçlusu benim gönlümün ta kendisiydi! Zaten soru da onun için değildi. Azalır diye endişelendiğim, aslında azalırsa da kendimi rahat hissedeceğim biri içindi...

Şöyle diyordu Ahmet Altan:

"İki kişinin içine birlikte girip bütün varlıklarını paylaşabildikleri tek bir an bile bütün hayat boyunca hatırlanmaya değecek kadar parlaklık katar yaşadıklarımıza.

Onları atmayın."

Bu paragrafçık bile azalmasına engel olmaya yeter!

En güzel sanat eserlerinden bile güzel onunla yaşadıklarım. Özlemim arttıkça ağır tempoda ilerleyen bir filmin kareleri gibi geçip gidiyor gözümün önünden her anı... Karşısına geçip haykırmak istiyorum benim seni seven, benim o anlarda hep yanında olan neden?

Tarifi yok hissettiklerimin, tarifi yok ...

İşte bu yüzden bitmiyor, işte bu yüzden azalmıyor. Her ben seni ararımdan sonra kapanıp bir daha hiç açılmayan telefonlar, umursamaz tavırlar, sorularımın cevapsız kalışı yüreğimi bir vida gibi burgu burgu deşerken "çaresiz" vazgeçemeyişim. Azalmasını istiyorum.Keşke birşeylere verebilsem kafamı, birşeylerle meşgul olabilsem. Belki atardım bu heyulayı aklımdan. Önce mesajları giderdi, sonra isminin kayıtlı olduğu numara.... ve belki de onları atmaya kıyamadığım anılarım!

İşte böyle bir öykü! Adı aşk değil!

Ama inanın ne olduğunu ben bile bilmiyorum!!!