eccrinè

psikolojik güzergâhım...

Pazartesi, Şubat 27, 2006

Cemil Meriç Külliyatı

"Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbirşey bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi. İplerini başkaları çeker.Hantal ve şapşal bir robot.Neye sevinir bilinmez.Sınırsız olan yalnız hayalleri ve acı kabiliyeti.Etten bir kafes ve âciz içinde çırpınan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar... Bu da haklı: Var olmak için yok olmak lâzım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. Bütün mûsiki, bütün şiir, bütün aşk, bu bir çuval kemik,bu âsi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı? Kader hep oynayamıyacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkış sahtekârların..."


(Cemil Meriç, Jurnal, 3.11.1965)


Okuyunuz arkadaşlar kitap süper! Süper olduğuna kanıt bir paragraf yazdım size (bide benim bu aralar hissettiklerime tercüman oluyor !!!) Cemil Meriç'i severim. İsmi gibi güzel sıfatlı tüm CEMİL'lerin cem-i cümlesini sevdiğim gibi...

Cumartesi, Şubat 25, 2006

Kayıp kişilik Yeşim

Galiba sevgi aptallaştırıyor insanı! Şükür aptallık uykumdan uyanıverdim. Uyandıran değerlilerin arasında olunca acı veriyor ama olsun birilerinin uyandırması gerekiyordu!!!
Bir mağmurluk haliydi ama serzenişi hala hissiyat dünyamda asılı ipinde kuruyacağı, zihnimin odalarında yer bulamayıp silineceği (ki umarım) günü bekliyor...
_ "Nesin sen ki,bu tripler niye yine başladın! Ne sanıyorsun sen kendini."
_ Allaha şükür hiçbir şey olmadığımın farkındayım, beni gözünde büyüten sensin!!!
_"Artık büyütmüyorum, hatta senden miğdem bulanıyor."
_ Tamam öyle olsun, çiz üstümü bir kalemle çünkü artık ablan yok senin,unut!
Bunlar hararetli bir kavganın son sözleri... Öncekilerini söylemeye dilim varmıyor.
Yokum uzunca bir zaman. Aramayın sormayın.Kayıp Yeşim'i bulmaya gidiyorum.Belki o bana ne olduğumu söyler...
Artık bu başı boş ruhun bir ete kemiğe bürünmesi gerek!
Ben beni bulmaya gitmekte!!!



(Umarım bu labirentin bir sonu vardır, birde hediyesi... )

Salı, Şubat 21, 2006

İyi değilim!!!

Kaybetmek üzereyken kaybedilmeyene;

Gerçek anlamda kaybetmek neydi? Demin sarılıp öptüğün insanın kötü haberi mi yoksa hayat denen film şeridinin kopuk parçalarını bir araya getirmek zorunda kalmak mı?
Yoo kaybetmek,kaybolmak kaybetmişsem kaybolmuşum demektir!Göremediğim,tadamadığım,dokunamadığım sınırlarını farkedemediğim seciye, bir an kırıntısı ne bileyim bir müziğin uzaklardaki tınısı...
Üzgünüm sana verilmesi gereken değeri daha önce veremediğim için,üzgünüm seni yıllardır bekletiyor olduğum için,üzgünüm o uzak lanet kasaba vari kasvet bölgesine benim yüzümden gitmek zorunda kaldığın için,üzgünüm sana o gün bağırdığım ve kalbini telafisiz kırdığım için,üzgünüm çok ya da herşey için......
Pişmanım iyi bir evlat olamadığım için...

Seni çok seviyorum, sakın kaybolma kaybolunacaksa eğer bu kayıp ben olmalıyım(Allah'ım ne olur önce ben, acılarına dayanamam! Bilirim ezayı veren Rab,dayanma gücünüde veriyor. Unutmak;bu yüzden unutmak oldu!!! Haşaki bu bir şirk değil ama önce ben!)

Cuma, Şubat 17, 2006

bende nerden çıktım şimdi

deneme 1 ki deneme 1 ki...heh tamam sanırım şimdi bu blog olayları falan filan, neden bende bilmiyorum ama nedense yazmak istedim ,can sıkıntısı diyelim, nasıl bir giriş yapsam bilemedim ve kendimi tanıtmayıda sevmiyorum şimdilik böyle idare edin bakalım.

Türkçeyi pek düzgün kullandığım söylenemez ama hangimiz doğru konuşuyoruz ki? ehe ehe haberlerde bile alt yazılar bin tane anlatım bozukluğuyla geçiyor.Baştan uyarılarımı yapayım sonra kızmayın bana yuh be git türkçeyi öğrende sonra gel diye...

[bu arada buranın benden başka ziyaretçisi olduğunu sanmıyorum ama neyse] şimdilik hoşçakalın