eccrinè

psikolojik güzergâhım...

Pazar, Şubat 28, 2010

hükümmm!

-evde seni ararken çamaşırlıkta bunu buldum!
(artık adamı nerde arıyorsa...)

-seni üzdüm mü?
-seni üzdüm haaaaaaaaa!
-seni üzen herkesi öldüren ben seni üzdüm haa!
-o zaman hüküm benim için de işlemeliiii!
(ve adam kendini vurur)

hahaha abi süper ya sabah sabah koptum yerlere yattım! birgün uydudaki abidik gubidik kanallardan birinde hüküm adında bi filme rastlarsanız kesinlikle es geçmemenizi tavsiye ediyorum. türkiş olan bu filmle ilgili bişicikler bulamadım nette ama sanırım 80lerin sonunda çekilmiş. birazcık psikolojiniz bozuksa, şu hayatta ne kadar psikopat insanların olduğunu ve hala sağlıklı olduğunuzu düşünmeniz için iyi bir fırsat bide öncesinde birazcık sponge bob square pants izleseniz fena olmaz sanırım...

Çarşamba, Şubat 24, 2010

Sessiz Eller

ben hala ölürüm plastik çiçekli gizli bahçemde,
sessizlikten kaçar, sığınırım yorgunluğun koynuna...
apansız uyanır, düşlerin tek güzel yerinde!
ararım tadını, eve dönmenin yolunu bilmenin...
kimin kimin bu sessiz eller, mor halkalı yaralı gözler!
kıyılarıma vuran sen misin?
kimin kimin bu kör gözler, bu varışsız yalan sözler!
adımı unutan sen misin?
ben hala ararım, bilinmeyenin ulaşılmaz balını...
kaçarım kalabalıktan, yalnızlıktan, dostumuz ölümden!
apansız uyanır, düşlerin tek güzel yerinde!
ararım tadını, eve dönmenin yolunu bilmenin...
kimin kimin bu sessiz eller, mor halkalı yaralı gözler!
kıyılarıma vuran sen misin?
kimin kimin bu kör gözler, bu varışsız yalan sözler !
adımı unutan sen misin?

Bülent Ortaçgil'den...

Pazar, Şubat 14, 2010

Kendine Yardım Bölümü Nerde?

Yatağımın altına, kimsenin göremeyeceği en karanlık köşeye saklanıp bütün gün gelmiş geçmiş en acılı aşk filmlerini izleyip düzinelerce selpağa kıymak ne kadar merhem olur bilmiyorum. Hayatımda hiçbirşeyin ölüm dışında hiçbirşeyin beni bu kadar üzebileceğini bu kadar kırabileceğini tahmin etmezdim. Kırgınlığım o kadar derin ki kelimelerle tarif dahi edemediğimi düşünüyorum şu an...

*edit: üstünden o kadar zaman geçti ki bu yazıyı taslak halinde kaydedip devam edemeyişimin yeniden yazmayı denesem o duyguyu yakalayamıyorum... yakalamakta istemiyorum artık zaten! Geriye dönüp baktığımda ne hissedeceğimi bile bilmiyorum artık....
O yüzdennnnnnnnnnn hayatın draması varsa rondonun kreması var boşver bee ümit ağbiiiiii!
Gelelim möhiim konumuza,
tek aşkım olan babamla gecenin karanlığında tükanımıza giderken elinde çiçeklerle sarmaş dolaş aşkitom kılıklı zombilerden bir tane gördük (oysa ki bu aptal gün bitene kadar evde oturup hiçbirşey görmeyecektim...) vay bee hımmm diye sinirlenirken(küfrediyordum galiba bilincim kapanmış hatırlayamıyorum:D ) biraz sesli sinirlenmişim sanırım babam duyar...
-Ne dedin?
-Hiç baboş baksana bu saatte hala elinde güllerle gezinen çiftlerden kalmış ona şaşıyordum.
-Bırak yaa, Allah'ın otunu bile parayla satıyorlar insanoğlu nerden para kazanacağını şaşırmış...
-Haklısın sevgi bu değil.
-Bunlar hep batının alengirli işleri kızım tamamen pazara dönüşmüş, hay ben bu günü çıkaranın ...
gülüştük :D
Şuan gördüğüm tüm çiftleri ayırmak, topla tüfekle peşlerinden koşmak, hepsi yalan ayrılın huleeen diye bağırmak geçiyor içimden ne yazık ki böyle bir dönemden geçiyorum. Yalnız olmasam belki bugünün bi anlamı olabilirdi. Bugünün televizyon haberlerine bile konu olmasına şaşırmayıp vayy hımm çiçek fiyatı buymuş falan diyebilirdim. aa bak sevgililer vıcık vıcıkk ne güzel bile diyebilirdim ama bugün sadece midem bulandı...