eccrinè

psikolojik güzergâhım...

Cumartesi, Nisan 22, 2006

Galiba komik şeyler, Ben ve 22 Nisan'a dair


Bu günlerde ruhumda mevsimler gibi sürekli değişiyor hüzün, mutluluk işte bişeyler bişeyler...

Bugünden anektodlar

Annem neden yatağını toplamadın diye kızdı. Şu ev kadınlarını hiç anlamam akşam yeniden yatacaksan sabah yatağı toplamanın ne anlamı var ki.( Seslerinizi duyar gibiyim "yuhh sende kız mısın beee" ama valla gereksiz bide ben acayip pasaklıyım yaa valla türkiyede herşey olur ya bir pasak avı yarışması olsa hani jürilerin birbirine girdiği cinsten ya da çöpstar yarışması falan kesin ben kazanırdım. Evde bişeyler zayi olmasın diye yapmadığım kalmıyor. Bu yüzden Yeliz(kardeşim) bana çöp tenekesi diyor. Bu arada ben ve kardeşim yalnız yaşıyoruz ve acızzz aç!!! Napayım makarna yemekten içimde makarna ağacı çıktı bee.)


Mutfakta yemek yapıyorduk (sanki başka bir yerde yapılırmış gibi) annem dedi ki karabiberi az koy. Az göreceli bir kavram değil mi ya bana çok gelen ona az geliyorduysa??


Reklamları izliyordum o ara bir reklamda geliş gidişli birşeylerden bahsediyordu. Ama ben çoktan başlamıştım düşünmeye: gelmek ve gitmek arasındaki fark neydi? İkiside insana bu kadar hüzün veriyorken sıkıştırılmış zaman dilimleri miydi canımı acıtan? Baba artık gitmenizi ve sonra yeniden gelmenizi istemiyordum, hep benimle kalın, sana ve anneme ihtiyacım var,bu yalnızlık ve her an sizden uzakta öleceğim korkusu beni üzüyor. Ama herşey bizim için değil mi? Bunada şükür Ya Rab!!!



Yarın 23 Nisan benim çocuk ruhum babamların hep yanımda olmasını, seneye üniversitemde olmayı ve artık mutlu olmayı diliyor...

Çarşamba, Nisan 12, 2006

Eski Bir Dostluğun Anısına...

Benim ona duyduğum "Kardelen Etkisi" gibi birşeydi galiba...
Onunki ise toz tanesinden farksız. Alabildiğine aşağılayıcı, alabildiğine yalnız!
Dedim ya KARDELEN ETKİSİ; Bütün mânânın bembeyaz bir örtü altında uykuya daldığı vakit; O narinliğine inat kendince sonsuz olan beyazlığı (gönlümü) deşip geçen uzuvet! Yerle göğün beyazlığının birleştiği o mükemmel tablonun tek canlılığı olduğunu kanıtlamak için koskoca vadide yalnız dahi kalmayı göze alan kudret!
En az sevgim kadar çelimsiz;
En az gönlüm kadar narin;
En az benliğim kadar cesur;
En az hissettiğim kadar yalnız...
Alabildiğine güçlü, alabildiğine kırılgan.
Elin değecek olsa toz olup giderdi ama nedense hep bakışların değdi, onlar ezip geçti. Keşke meramımı hiç anlatmasaydım. Eminim şuan daha az acı çekiyor olurdum. Her sabah uyandığımda görememekten korktuğum, o buz gibi havada saçtığın sıcaklığı alamamaktan donduğum çiçek! Sırf bu yüzden hergün senden vazgeçerken bir diğer gün renginle büyülenmekten çok yoruldum.



"Bunları okumanı ne kadar çok isterdim. Ama biz birbirimize bu kadar zıtken vereceğin tepkide o kadar çok korkuturdu beni! Sevdiğin herşeyi sevdim ama sen benim sevdiklerimi bırak gönlümün sesine bile kulak vermedin. Umarım bunları okuduğun zaman çok geç bir zaman olmaz ve verdiğin tepkiyi bu gözlerimle görürüm."

Bir türlü kazanamadığım DOSTUM'A

" Tüm mücadeleme rağmen karın üzerinde durmayı başaramadım!!!..."

yesim/Adapazarı /21.05.2004/14:25

Pazar, Nisan 09, 2006

Sıkkınlık/Sıkkınlığım

Bugünlerde yine kendi iç bunalımlarıma dönmüş durumdayım."Bahar" dışarıda hayat cıvıl cıvıl bense yaramı kazıp duruyorum utanmadan birde üzerine tuz basıyorum. Yaklaştı ya yine azrailim stres hat safha(ey ziyaretçi bu sayfayı görüyor isen beni tanıyanlardansın demektir! o yüzden çok izaha girmeden şöyle tanımlayayım azrail: zat - ı öss :x) Böyle bir delilik anları, önüne gelene sataşma durumları felan fıstık şeyler işte...
İnsan kendi içine dönüyor dedim ya acı, acı, acı... ne bu yahu annemin bile beni sevmediğini düşünmeye başladım.(çok salakça ama işte..) o yüzden her bunalıma düştüğümde imdadıma yetişen kitaplara geri döndüm.(bu dönem başladığından beri kitap okumamıştım.) Şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar başkalarının kederlerine ağlamak daha rahatlatıyor insanı!!!(Kendi kederini unutturması hasebiyle :D ) Şu an sayın Goethe abimizin Faust adlı kitabını okumaktayım. İyi geldi valla. Çok kıymatli siz dostlarla bir bölümünü paylaşmak istedim.(gerçi buranın benden başka ziyaretçisi olduğunu sanmıyorum ama işte kişisel blog şeysi yazıyorum aklıma ne gelirse. ımm web günlüğü ya) Bu arada bugün kandil bana dua ediverirseniz çok mesut ve de bahtiyar olurum, çünkü bu garip kul o esnada siz sayın insanlar için dua ediyor olacak.
* Dip Not:
İstek duam :p : "Eyyy yumurtaya can veren yüce Rabbim,ne olur sen şu aciz kulun Yeşim'e bir kaç ay daha çalışma azmi verde artık şu Boğaziçini kazansın da hepimiz derin bir ohh çekelim. Ne bu ya eziyet,eziyet,eziyet kendi yetmiyor bizede çektiriyor.Allah'ım kız psikopata bağladı.Korkuyorum sınavdan sonra kendisini bir binanın tepesinden salmasından bu yüzden lütfen kazansın artık....."
gibi bir dua kabulümdür!

Eveet alın size Goethe Abimizden alıntı:

Yine yaklaşmaktasınız, belirsiz şekiller,
Vaktiyle, erkenden bana hayal meyal görünen.
Acaba bu kez de denesem mi, tutmayı sizi?
Meyilli midir kalbim hâlâ kurduğum o hayale?
Üstüne gidiyorsunuz! Pekâlâ, siz yönetin o halde,
Siz ki, çepe çevre sis ve duman gibi etrafımı saran;
Sarsılır göğsüm gençliğimdeki gibi
Gördükçe geçişinizi saran o büyülü nefesi.

Getirmektesiniz beraberinizde mutlu günlerin resmini,
Ve yükselmekte kimi sevgili gölgeler;
Hatırlatır ilk aşkları, ilk dostlukları;
Acı yenilenir, yineler kendini sitem
Yaşamın karmaşık, labirentimsi gidişatında
Ve güzel vakit geçirme uğruna iyileri anın bana,
Talihin yanılttığı, gözümün önünde eriyip gitmiş olan.

Duyma bu şarkıları onlar,
Mısralarını söylediğim o ilk ruhlar;
Dağıldı birden o iyi niyetli kalabalık,
Ah! Kesiliverdi büsbütün.
Ses bulur kederim kimlerin oluşturduğunu bilmediğim kalabalıklarda,
Tuttukları alkış bile korkutmaya yeter beni,
Ve başka ne var ise şarkımda mutlu kılan,
Unutulmadıysa hâlâ, dolaşıyorsa dillerde şaşkın gibi
dünyanın dört bir yanında.
Ve alır içine beni çoktandır unuttuğum bir hasret
İşte o sessiz, vakur ruhlar alemine;
Şimdi uçuşmakta belirsiz notalarda
Eol harpından çıkarcasına peltek dille söylenen şarkım;
Ürperir içim gözyaşın ardından sıralanır göz yaşları,
Katı yürek, yumuşak ve ılımlı gibi hissedilir
Sahip olduklarımı görürüm benden uzak,
Ve gerçeğe dönüşür yitirdim sandıklarım.


Veee son olarak günün şarkısı: İmkânsız aşk (öss ve boğaziçine itafen :p )
Köşeyii dönsem ölümm ,düüüzzz gittsemm hayat ahh gölgeler içindeyyiiim
Senn immmkânsızsın, sensizliiik imkânssssııızzz ahhhh boğaziçi imkânsııızzz....
(yeşim o esnada bir silah arıyordur bu dizeleri haykırarak hehehehe fazla uzatttım b.ka sarıyor temem temem ben gider) buyrun dinleyin şarkı burdadır

Perşembe, Nisan 06, 2006

bir ben geçmiyorum, benden öte herşey...

içimden kötü şeyler geçiyor, küfürler geçiyor lanetler yağdırıyor gönlüm ama buda geçecek bu belayı sen sardın, sen temizleyeceksin bittireceksin! Ağır bulutlar gibi, ağır yüreğim, söyleyemediklerimle dolup taşan zihnim haykır şimdi bağırrrrrrrrrrr, git aptallaş, sataş insanlara, hıncını çıkar! Olmuyor, olmayacak yapamayacam nedir bu çilem? Çok mu kötüyüm ya RAB! Ne çekeyim? Kötülüğümün diyeti bu mudur? Çekmek mi? Sevgim gizli, içimde patlıyor! Dostum gizli içimde yaşıyor! Bir dost ki haberi yok! "Dostluk" iki kişiyle olan birşey değil miydi? Ya "O" anlamıyor, anlamıyor. Bahaneler buluyorum ne olur 1 dakka daha ne olur 1 kelime daha yok, olmuyor! Mahsunlaşıyorum, sessizleşiyorum kabuğuma çekiliyorum. Korkak cesaretsiz kaplumbağa! Neydi seni kabuğuna iten? Hayal kırıklıklarıyla dolu bir ömür, ulaşılamayanların arzusuyla yoğrulmuş bir kişilik! Nerede benim güzel günlerim? Yeteeer yeterr istemiyorum!!!! hiçbirinizi, hiçbir şeyi, hiç kimseyi, hiçbir yeri... İçimden hayatım geçiyor; boş, amaçsız, emelsiz, yalnız, fırtınalar ama sessiz! dalgalar ama sakin! Hiç sorunsuz yeşim, sakin yeşim... Alın işte yeşim bunalmış yeşim sıkkın yeşim üzgün yeşim kederli yeşim aptal yeşim zeki yeşim siz öyle sanın yeşim yeşim yeşim.....